KUTUPLAŞMA NEDİR ?

kutuplaşma nedir?


 Kutuplaşma, en genel şekilde toplum içinde siyasal görüşler ve tercihlerin en uçta yer alan iki noktada yoğunlaşması olarak tanımlanabilir. Başka bir ifadeyle kutuplaşma, siyasal kanaatlerin birbirlerine taban tabana zıt iki noktada toplanmasıdır. Kutuplaşmış bir iklimde bireyler, belirli konulardaki kanaatlerini somut gerçeklerden daha çok kendi içinde bulundukları kesimin genel tavrıyla oluştururlar. Literatürdeki anlamıyla kamuoyu kavramı, belirli bir tartışmalı sorun karşısında toplumun eğilimlerin orta bir noktada kesişeceğini anlatır. Dolayısıyla siyasal tartışmalarda toplum üyelerinin büyük kısmının merkeze doğru yoğunlaşmaları beklenir. Zira toplumları bağlayan hukuk normları kadar örf, âdet, gelenek gibi ikincil kurallar da ortaktır. Bu durum, marjinal kesimler dışında belirli bir toplumsal sorun karşısında toplum üyelerinin benzer tepki göstermesi sonucunu doğurur. Daha açık bir ifadeyle, düz bir çizgi çizilecek olursa herhangi bir konuda toplum üyelerinin yaklaşımlarının ortadan uçlara doğru azalarak gitmesi beklenir. Ancak kutuplaşma süreci, adeta ortanın boş kalmasını, yoğunluğun ise uçlara kaymasını beraberinde getirir. İnsanlar arasındaki mesafe açıldıkça bunların toplumsal olaylara tepkileri ve siyasal tercihleri de radikal şekilde ayrılır. Toplum içinde insanların belirli konularda anlaşması, belirli konularda ise farklı düşünmesi doğaldır. Dahası bu tür farklı görüş ve yaklaşımlar bir zenginlik meydana getirir ve toplumların gelişmesine olumlu etkide bulunur. İnsanlar da dönemsel farklılaşmanın ve konjonktürel ittifakların farkında olacaklarından birbirlerine karşı ılımlı bir tavır takınacak ve siyasal sorunların müzakere yoluyla çözülmesi yönünde çaba harcayacaklardır. Böylesi bir iklim, demokratik ideallere koşut şekilde çoğulculuğun ve çok sesliliğin yaşanmasına uygun bir ortam hazırlayacaktır. Kutuplaşma ise bu tür bir sağlıklı farklılaşmanın çok dışına taşan bir durumdur.

    Kutuplaşmış bir siyasal zeminde, aynı pozisyonu paylaşan insanlar birbirlerine çok yaklaşmış; diğer tarafın ise tam karşısında konumlanmıştır. Her iki taraf da kendi siyasal konumunun tartışılmaz bir şekilde doğruluğundan emindir.

    Zaman içinde aralarındaki rekabetin sertleşmesiyle bunlar birbirlerini hiçbir şekilde ikna edemeyeceklerini ve sağlıklı bir iletişim kuramayacaklarını düşünürler; bu nedenle mesafeleri giderek açılır. Kutuplar arasındaki mesafenin giderek artması geçişliliği adeta imkânsız hâle getirir. Bu nedenle, bireyler, kendi ideolojik pozisyonlarında bulunan diğer insanlardan bazı açılardan farklılaşsalar bile içinde bulundukları yapıdan tepki almamak için gerçek kanaatlerini gizleme ihtiyacı hissedebilirler. Böylece demokratik kültür ve idealler ciddi bir yara almış olacaktır. Olaylara at gözlüğü ile bakmamak, durmadan kendimizi geliştirmek, okumak, anlayış göstermek, fikirlerimizi söylemekten kaçınmamak ayrıca başka fikirleri kavramasakta  saygı göstermek her kesim için ciddi faydaları olacaktır.

kaynak: Anadolu üniversitesi yayınları